Blog Yazıları
Miras Hukuku 28 Ocak 2026 11 dk okuma

Mirasın Kazanılması

Mirasın açılmasıyla birlikte mirasçılara sunulan seçenekler: kayıtsız şartsız kabul, mirasın reddi, resmi deftere göre kabul ve resmi tasfiye talebi hakkında detaylı bilgi.

Mirasın Kazanılması

Mirasın açılmasıyla birlikte mirasçıları dört seçenek sunulmuştur. Miras bırakanın ölümünden sonra mirasçıları mirası kayıtsız şartsız kabul, mirasın reddi, mirası tutulan deftere göre kabul, resmi tasfiye talebi seçeneklerinden birini tercih edebilmektedir.

Mirasın Kayıtsız Şartsız Kabulü

Miras bırakanın ölümü sonrasında mirası kendiliğinden bir bütün olarak mirasçılarına geçmektedir. Bazı durumlarda mirasbırakanın borçları terekesindeki aktiflerden fazla olabilmektedir. Bu durumlarda mirasın kabulü de mirasçıları zor bir duruma sokacağından kendilerine başka seçenekler de sunulmuştur. Mirasçıların yukarıda belirttiğimiz diğer üç seçeneği kullanmadığı durumlarda mirasçılar mirası kayıtsız şartsız kabul etmiş olacak ve miras bırakanın borçlarından da sorumlu olacaklardır.

Mirasın Reddi

Mirasın reddi TMK madde 605 ve devamında düzenlenmektedir. Mirasın reddi bozucu yenilik doğuran bir hak olmakla birlikte gerçek ret ve hükmi ret olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Gerçek Ret

Mirasçılık sıfatını kazanmış olan mirasçının bu sıfatına son vererek mirastan herhangi bir pay ve borç kabul etmemesine gerçek ret denmektedir. TMK 605 hükmü uyarınca yasal ve atanmış mirasçıların tamamı mirası tek taraflı irade beyanlarıyla reddetme hakkına sahiptirler.

“Madde 605-Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler.”

Yargıtay kararlarına göre mirasın reddedilmesi durumunda mirasın açıldığı andan itibaren mirasçılık sıfatının kaybedildiği kabul edilmektedir.

Mirasçıların mirası reddetmeleri için süre şartına uymaları gerekmektedir. Süre şartı TMK m. 606’da düzenlenmiştir. Bu maddeye göre miras üç ay içinde reddolunabilmektedir. Süre şartına uyulup uyulmadığını mahkeme incelemektedir. Ret süresinin başlangıcı yasal mirasçılar için miras bırakanın ölümü ya da mirasçı olduğunu bilmemesi halinde kendi mirasçılığını öğrendiği andır.

“Madde 606- Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.”

TMK m.610/1 uyarınca süresi içinde mirası reddetmeyen mirasçı mirası kayıtsız şartsız kabul etmiş sayılır. Burada susma ana kuralın aksine olumlu irade açıklaması anlamına gelmektedir ve susmaya sonuç bağlanmaktadır.

“Madde 610/1- Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur.”

TMK m.610/2 uyarınca mirası reddetme iradesinde olan mirasçı tereke işlerine karışmamalıdır. Mirasçının gereğinden fazla karışmış olması halinde mirası örtülü olarak kabul etmiş sayılacaktır. Bu duruma cezai olarak ret hakkının düşmesi de denmektedir.

“Madde 610/2-Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez.”

Ret beyanı yenilik doğuran bir hak olduğu için kural olarak geri alınamaz. Ancak tüm mirasçıların onayıyla geri alınabileceğine dair görüşler de bulunmaktadır.

Mirasın gerçek reddinde görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Mirasın reddinde Kanun’da düzenlenmiş bazı özel durumlar bulunmaktadır. Bu özel durumlardan ilki en yakın yasal mirasçıların tamamının mirası reddetmesidir. En yakın yasal mirasçılardan kast edilen doğrudan mirasçı olup mirastan pay almaya en yakın olan kişilerdir. Bu kişilerin tamamının mirası reddetmesi halinde miras bir üst zümreye geçmez ve tasfiye edilir. Tasfiye sonucunda tasfiye bakiyesi kalırsa mirası reddeden mirasçılara mirası reddetmemiş gibi paylaştırılır.

Bir sonraki özel durum mirasın altsoyun tamamı tarafından reddedilmesi halidir. Bu halde mirasın tamamı bir sonraki zümreye geçmek yerine eşe kalmaktadır. Kanunda düzenlenmiş son özel durum ise mirasın sonra gelen mirasçı lehine reddedilmesidir. Bu durum reddin kayıt şartsız olacağı kuralının istisnasıdır. TMK m.614 uyarınca mirasçılar kendilerinden sonra gelen mirasçıların mirası kabul ya da reddetmeleri için davet edilmeleri şartıyla mirası reddetmektedir. Davet edilen mirasçı bir ay içinde karar vermelidir. Burada susma ret anlamına gelmektedir.

Hükmi Ret

Hükmi ret TMK m 605’te düzenlenmiştir. Bu maddeye göre “Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır”. Belirtilen şartların varlığı halinde mirasçıların mirası redddetmiş olacakları karine olarak kabul edilmektedir. Mirasçıların herhangi bir ret beyanında bulunmasına gerek olmamaktadır.

Resmi Deftere Göre Kabul

Terekenin resmi defterinin tutulması TMK m.619 ve devamında düzenlenmiştir. Mirasçılar mirası kabul ya da reddetmeden önce terekenin aktiflerini ve pasiflerini öğrenmek isteyebilmektedir. Yasal ve atanmış mirasçıların tamamı resmi defter tutma talebinde bulunabilmektedir. Defter tutma talebi bir ay içinde sulh hukuk hakimliğinden istenmelidir. Mirasçıların bu hakkı mirası reddetme hakkının başladığı anda başlamaktadır.

Mirasla ilgili daha önce başka bir seçimlik hakkını kullanan mirasçılar resmi defter tutulmasının sonuçlarından yararlanamayacak ortaya çıkan sonuca göre karar veremeyecektir. Fakat TMK m. 619/3 uyarınca seçimlik haklarından hiçbirini kullanmayan mirasçılar resmi defter tutmanın sonuçlarından yararlanabilecektir.

“Madde 619- Mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçı, terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebilir. Defter tutma, mirasın reddine ilişkin usule uyulmak suretiyle, bir ay içinde sulh hâkiminden istenir. Mirasçılardan birinin defter tutma istemi, diğerleri hakkında da etkili olur.”

Resmi defter tutmada görevli ve yetkili mahkeme miras bırakanın son yerleşim yeri olan sulh hukuk mahkemesidir. Defterin tutulması sırasında sadece gecikmesi tereke için tehlikeli olan işler yapılmaktadır. Bu durum defter tutulması sırasındaki büyük değişiklikleri önleyecektir. Defterin tutulması sürecinin sona ermesi sonucunda defterin incelenmesi için mirasçılara en az bir aylık süre verilecektir. Bu sürenin sonunda her mirasçı bir ay içinde seçimlik haklarından birini kullanacaktır. Seçimlik hakkını kullanmayan mirasçı deftere göre mirası kabul etmiş sayılacaktır.

Mirası resmi deftere göre kabul eden mirasçılar sadece resmi deftere yazılmış olan borçlardan sorumludur.

“Madde 628- Resmî deftere göre kabul edilen miras, mirasçıya sadece deftere yazılmış borçlarla geçer. Bu suretle mirasın geçmesi, mirasın açıldığı tarihten başlayarak hüküm ifade eder. Mirasçı, mirasbırakanın deftere yazılmış olan borçlarından hem tereke malları, hem kendi malvarlığı ile sorumludur.”

Resmi Tasfiye

Resmi tasfiye TMK 632-636 maddeleri arasında düzenlenmiştir.

TMK m.632’ye göre her mirasçı terekenin resmi tasfiyesini isteyebilmektedir. Resmi tasfiye halinde mirasçılar mirasbırakanın borçlarından sorumlu olmayacak ve mirasbırakanın alacaklıları alacaklarını sadece tereken elde edebilecektir. Ancak mirasçılardan herhangi biri mirası kayıtsız şartsız ya da resmi deftere göre kabul ettiyse resmi tasfiye yoluna başvurulması imkansızdır.

“Madde 632- Her mirasçı, mirası ret veya resmî deftere göre kabul edeceği yerde terekenin resmî tasfiyesini isteyebilir. Bu istem, birlikte mirasçı olanlardan birinin mirası kabul etmesi hâlinde dikkate alınmaz. Resmî tasfiye hâlinde mirasçılar, terekenin borçlarından sorumlu olmazlar.”

Resmi tasfiye hakkını diğer üç seçimlik haktan farklı olarak bazı durumlarda miras bırakanın alacaklıları da kullanabilecektir. TMK m. 633 uyarınca mirasbırakanın alacaklarını elde edemeyeceklerinden inandırıcı sebeplerle kuşku duyan alacaklıları, istedikleri hâlde alacakları ödenmediği veya kendilerine güvence verilmediği takdirde, mirasbırakanın ölümünden ya da vasiyetnamenin açılmasından başlayarak üç ay içinde, terekenin resmî tasfiyesini isteyebileceklerdir. Aynı koşulların varlığı hâlinde vasiyet alacaklıları da, haklarının korunması için gerekli önlemlerin alınmasını isteyebilecektir.

Resmi tasfiye sulh mahkemesince ya da sulh mahkemesinin atayacağı bir ya da birkaç tasfiye memuru tarafından tasfiye işlemi yapılacaktır.

Tasfiye olağan ve iflas usulüne göre olmak üzere iki farklı usulde yapılabilmektedir. Resmi tasfiye kural olarak TMK m. 635 uyarınca olağan usul ile yapılmaktadır.

“Madde 635- Resmî tasfiye, mirasbırakanın yürüyen işlerinin tamamlanmasını, borçlarının yerine getirilmesini, alacaklarının tahsilini, vasiyet borçlarının terekenin olanağı ölçüsünde yerine getirilmesini, zorunlu olduğu takdirde mirasbırakanın haklarının ve borçlarının mahkemece tespitini ve mallarının paraya çevrilmesini kapsar. Tasfiye memuru, tereke ile ilgili dava, takip ve idarî işlemler hakkında mirasçılara bilgi vermekle yükümlüdür. Terekedeki taşınmazlar, açık artırma veya bütün mirasçıların kabulü hâlinde pazarlık yoluyla satılır. Mirasçılar, tasfiye devam ederken tasfiye için gerekli olmayan tereke mallarının ve paranın kısmen veya tamamen kendilerine verilmesini isteyebilirler.”

Resmi tasfiyeye karar verilmesi sonrasında terekenin aktiflerinin pasiflerini karşılamadığı hallerde tereke TMK m. 636 uyarınca iflas usulü ile tasfiye edilecektir.

“Madde 636- Mevcudu borçlarını ödemeye yetmeyen terekenin tasfiyesi, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre yapılır.”

Bu Konuda Yardıma mı İhtiyacınız Var?

Deneyimli avukatlarımız miras hukuku alanında size profesyonel destek sunmaya hazır.