Blog Yazıları
Miras Hukuku 26 Ocak 2026 9 dk okuma

Miras Hukukunda Alacaklılar

Miras hukukunda vasiyet alacaklısı, tereke alacaklısı ve mirasçının alacaklısı kavramları ile alacaklıların korunması ilkesi hakkında detaylı bilgi.

Miras Hukukunda Alacaklılar

Miras hukukunda mirasın intikali sırasında mirasçı ve miras bırakanın alacaklılarının olumsuz etkilenmemesi için alacaklıların korunması ilkesi benimsenmektedir. Miras hukukunda vasiyet alacaklısı, tereke alacaklısı ve mirasçının alacaklısı olmak üzere üç grup alacaklı vardır.

Vasiyet Alacaklısı

Miras bırakan tarafından ölüme bağlı tasarruf sonucunda kendisine kazandırmada bulunulan kişiye vasiyet alacaklısı denilir. Vasiyet alacaklısı tereke üzerinden bir alacak hakkı elde etmektedir. Vasiyet alacaklısının mirasçı sıfatı yoktur. Vasiyet alacaklısı mirasçı vb. vasiyet borçlularından alacağını talep edebilmektedir. Vasiyet borçlusu tarafından borcun yerine getirilmemesi durumlarında vasiyet alacaklısı borcun yerine getirilmesi veya borcun yerine getirilmemesinden doğan zararların tazmini için dava açabilecektir.

Vasiyet alacaklısı külli halef olmayıp, külli haleflere karşı alacak hakkı elde eden cüzi haleftir. Vasiyet alacaklılarıyla ilgili düzenleme TMK m. 517’de yer almaktadır.

“Madde 517- Miras bırakan, bir kimseye onu mirasçı atamaksızın belirli bir mal bırakma yoluyla kazandırmada bulunabilir. Belirli mal bırakma, ölüme bağlı tasarrufla bir kimseye terekedeki bir malın mülkiyetinin veya terekenin tamamı ya da bir kısmı üzerinde intifa hakkının kazandırılmasına yönelik olabileceği gibi; bir kimse lehine tereke değeri üzerinden bir edimin yerine getirilmesinin, bir iradın bağlanmasının veya bir kimsenin bir borçtan kurtarılmasının, mirasçılar veya belirli mal bırakılanlara yükletilmesi suretiyle de olabilir.”

Vasiyet alacaklısı miras bırakanın ölümü anında mirasa ehil ve sağ olmalıdır. Vasiyet alacaklısının, vasiyet bırakandan önce ölmesi halinde vasiyet bırakan vasiyetnamesinde vasiyet alacaklısının kendisinden önce ölmesi durumunda vasiyet olunan şeyin alacaklının mirasçılarına geçeceğini belirtmediyse, vasiyet olunan şey miras bırakanın mirasçılarına geri dönmektedir.

Miras bırakan vasiyet ettiği mal üzerinde istediği gibi tasarruf etme hakkına sahiptir. Malı satabilir, yok edebilir ya da başka surette elinden çıkarabilir. Bu durumda malı alan 3.kişiye karşı bir dava açılamaz. Ancak mirasçılara karşı bir hak talebinde bulunulabilecektir.

Tereke Alacaklısı

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.641/1’de, karşılığı olan eski Medeni Kanun m.582’den farklı olarak müteveffanın borçlarından ifadesi yerine tereke borçlarından ifadesi kullanılmaktadır. Bu kavram daha geniş kapsamlı olup mirasçılara karşı ileri sürülebilecek her türlü borcu kapsamaktadır. Bu nedenle de mirasçılar terekeye karşı ileri sürülebilecek miras hukuku kaynaklı her türlü borçtan müteselsil sorumlu olacaktır.

Belirtilen nedenlerle miras bırakanın borcu olmayıp fakat mirasçıların miras bırakanın ölmesiyle birlikte sorumlu olduğu bir takım tereke borçları vardır. Bu borçlar şu şekildedir:

  • Cenaze giderleri
  • Terekenin mühürlenmesi ve yazım giderleri
  • Miras bırakan ile birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin üç aylık geçim giderleri
  • Sağ kalan eşin değer artış payı alacağı
  • Sağ kalan eşin katılma alacağı
  • Vasiyetnamenin açılması gideri
  • Vasiyeti yerine getirme görevlisinin ücreti
  • Tereke yöneticisinin ücreti
  • Resmi defter tutma gideri
  • Eğitim ve öğrenimini tamamlamamış olan veya sakatlıkları bulunan çocuklara yapılan ödeme
  • Ceninin bakıma muhtaç anasına yapılan doğuma kadar olan geçim giderleri
  • Gelirlerini aileye özgüleyen ergin çocuklar ve torunlara yapılacak ödeme

Belirtilen borçlar daha önce de açıklandığı üzere miras bırakanın borcu değildir ancak mirasçılar miras bırakanın ölmesiyle birlikte sorumlu tutulmaktadır.

Bu borçlar dışında miras bırakanın da sağlığında gerçekleştirdiği borç ilişkilerinden dolayı alacaklılar bulunabilmektedir. TMK m.599 gereğince mirasçılar miras bırakanın borçlarından malvarlıklarıyla ve müteselsilen sorumlu olmaktadırlar.

“Madde 599- Mirasçılar, miras bırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, miras bırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve miras bırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar.”

Miras bırakanın alacaklıları mirasçıların herhangi birinden ya da tamamından alacaklarını talep ya da dava edebileceklerdir. Kendisinden alacakların talep edilmesi sonucunda mirasçı miras payı oranında sorumlu olduğunu ileri süremeyecektir. Borcu mirasçılardan bir ya da birkaçının ödemesi durumunda diğerlerine rücu hakkı doğacaktır.

TMK m. 681 gereğince alacaklı, alacak hakkının konusu olan borcun mirasçılar arasında bölünmesine ya da bazı mirasçılara nakline rıza göstermedikçe mirasın paylaşılmasından sonra da müteselsil sorumluluk devam edecektir. Paylaşmanın gerçekleştiği tarihin veya daha sonra yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle müteselsil sorumluluk bitecektir.

“Madde 681- Mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından açık veya örtülü olarak rıza gösterilmemiş olan tereke borçlarından dolayı, paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludurlar. Paylaşmanın gerçekleştiği tarihin veya daha sonra yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle teselsül sona erer.”

Ödemeden âciz bir miras bırakanın mirasını reddeden mirasçılar, onun alacaklılarına karşı, ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu olmaktadırlar. Ancak eğitim ve öğrenim giderleri ve çeyiz bu sorumluluğun dışında tutulmuştur.

TMK m.633 hükmüne göre alacaklarını elde edemeyeceklerinden inandırıcı sebeplerle kuşku duyan alacaklılar, istedikleri hâlde alacakları ödenmediği veya kendilerine güvence verilmediği takdirde, miras bırakanın ölümünden ya da vasiyetnamenin açılmasından başlayarak üç ay içinde, terekenin resmî tasfiyesini isteyebilirler.

Mirasçının Alacaklısı

Türk Medeni Kanunu Mirasçıların Alacaklılarının Korunması başlıklı 617. maddesi mirasçının sahip olduğu malvarlığının borçlarına yetmemesi durumunda alacaklılarını zor durumda bırakmasını önleyecek önlemlerden bahsetmektedir.

“Madde 617- Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflâs idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler. Reddin iptaline karar verilirse, miras resmen tasfiye edilir. Bu suretle tasfiye edilen mirastan reddeden mirasçının payına bir şey düşerse bundan, önce itiraz eden alacaklıların, daha sonra diğer alacaklıların alacakları ödenir. Arta kalan değerler ise, ret geçerli olsa idi bundan yararlanacak olan mirasçılara verilir.”

Ayrıca TMK m. 562 alacaklılara belirli koşullarda tenkis davası açabilme hakkı tanımıştır. Bu koşullar maddede sırasıyla sayılmaktadır.

“Madde 562- Miras bırakan, tasarruf edebileceği kısmı aştığında, saklı payı zedelenen mirasçı, iflâsı hâlinde iflâs dairesinin veya mirasın geçtiği tarihte kendisine karşı ellerinde ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklıların ihtarına rağmen tenkis davası açmazsa, iflâs idaresi veya bu alacaklılar, alacaklarının elde edilmesi için gerekli olan oranda ve mirasçıya tanınan süre içinde tenkis davası açabilirler. Mirasçılıktan çıkarılanın çıkarma tasarrufuna itiraz etmemesi durumunda da iflâs idaresi veya alacaklılar, aynı koşullarla tenkis davası açabilirler.”

Ancak tüm koruma önlemlerine rağmen mirasçının alacaklılarına, miras bırakanın alacaklılarından farklı olarak terekenin resmi tasfiyesini isteme hakkı verilmemektedir.

Bu Konuda Yardıma mı İhtiyacınız Var?

Deneyimli avukatlarımız miras hukuku alanında size profesyonel destek sunmaya hazır.